|
Ali MEDET tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 20 Mayıs 2012 14:52 |
Edebiyat nedir?
Edebiyat nedir sorusunun cevabına gelince, bireylerin duygu, düşünce ve hayallerini sözlü veya yazılı olarak en güzel ve tesirli biçimde anlatması sanatına denir. Okuyucuya farklı estetik tatlar verebilmek amacıyla yazılmış olan veya böyle bir amacı olmasa bile, biçimsel özellikleriyle belli bir düzeye ulaşabilen bütün yazılı yapıtlara Edebi yapıtlar diyebiliriz.
Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Dili ve Edebiyatı, Türk dili ele alınarak ortaya konuş yazılı ve sözlü metinlerdir. Türk Dili ve Edebiyatının zaman içindeki dönemlere göre ayrılmasına baktığımızda ise İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, Geçiş Dönemi, Divan Edebiyatı Dönemi, Halk Edebiyatı Dönemi, Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı ve Çağdaş Türk Edebiyatı olarak karşımıza çıkmaktadır. TürkDili ve Edebiyatı hakkında daha fazla bilgi edinmek için Edebiyat Arşivini ziyaret edebilirsiniz.
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 20 Mayıs 2012 11:55 |
|
Yüreğin, kendinden kaçışına şahit oldunuz mu hiç? Ardı arkası kesilmeyen,ön/arka yüzü olmayan,aralıklı mesafelerle koşulan bir yolculuk özeti gibi.Uzunluğun gölgesinde büyüyen bir kısalıkta… Kendinizden de içeri olan bir benlikte, savrulan güz yapraklarının kuruluğunda hışırdayan bir tınıyla başlayan bu senfoni,ivme kazandırır oracıkta tulu eden yüksek akıma. Nasıl bir akımdır bilinmez ama,ateşiyle kasıp kavuran,yaşlarıyla bir damlayı yağmurlara boğan, rüzgarıyla küçük bir ateş kıvılcımını alevlendiren, toprağıyla bağrının ortasına düşmüş savunmasız tohumu devşiren verimlilikte ve derinlikte olan bir şey sanki.
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 19 Mayıs 2012 11:16 |
|
Aşk Budur! Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...
"Bu o..." diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır... İki elinde iki çocuk...
- Nasılsın?
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 18 Mayıs 2012 15:28 |
|
YAŞAMAK BÖYLEDİR İŞTE!
Bazen öyle bazen şöyle ama yaşamak hep böyledir işte. Gün geçmesin ki sana bir sürpriz hazırlamasın, pabucu ters giydirmesin, yeni kapılar açmasın…
Nice sözler söylenmiş, nice sözler verilmiştir. Sevgiye, dostluğa, inanca, vefaya, huzura dair. Gelgelelim saman alevi gibi uçup gitmişlerdir bilinmezliğe.
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 16 Mayıs 2012 23:23 |
|
"Gençler, Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve kültür ile, insanlık değerinin, vatan sevgisinin en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz... benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 16 Mayıs 2012 13:13 |
|
Atatürk Milli mucadelenin kaçınılmaz olduğunu görüp Samsundan başlayarak tüm Türkiyeyi buna hazırlamaya çalıştığı günün başlangıcıdır 19 Mayıs
Ayrıca Atatürk ” Ben 19 Mayıs günü doğdum…” demiştir. Bizde yüzyılın dahisini, cumhuriyetin kurucusunu minnetle anıyoruz.
1914′de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte savaşa giren devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık.
|
|
Devamını oku...
|
|
Meryem ERDOĞAN tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 16 Mayıs 2012 10:27 |
|
Ses, dilin en küçük parçasıdır. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün dil birlikleri seslerden yapılır. Heceler (seslemler), ekler, kökler, kelimeler, kelime grupları ve cümleler birtakım seslerin birleşmesinden meydana gelirler. Bu dil birliklerini unsurlarına ayırdığımız zaman en sonunda karşımıza bir unsur çıkar ki artık onu parçalayamayız. İşte, ses (sesbirim: Alm. Phonem; Fr. Phonème; İng. Phoneme) parçalanamayan ve küçük dil birliğidir.
Ses sözlü, harf yazılıdır. Ses kulağa, harf göze hitap eder. Sesler söylenilen, ağızdan çıkan , işitilen, yani konuşulan küçük dil birlikleridir. Dili yazıya geçirmek için bu küçük unsurlar birtakım işaretlerle karşılanır. Bu işaretlere harf adı verilir. Demek ki harf, seslerin yazıdaki işaretleridir.
Bir dildeki sesleri karşılayan harflerin tümünün meydana getirdiği, belli bir sıraya göre hazırlanmış harf topluluğuna alfabe denir. Türk milleti çeşitli devirlerde farklı alfabeler kullanmışlardır. Bunların belli başlıları Göktürk, Uygur, Arap, Latin, Kiril alfabeleridir. Türkiye'nin Türk alfabesi 1 Aralık 1928 gün, 1353 sayılı yasayla saptanmıştır. Yirmi dokuz harften oluşur. |
|
|